"O KADIN" VE FREUD
Arkadaşımla, “o kadının” evinin hemen önündeydik. Işıklar yanıyordu; evde olmalıydı. Evin ışığıyla krem rengi dalgaları görünen perdede birkaç gölge oynaşıyordu. Kimin gölgesiydi bilmiyorduk. Arkadaşım, “o kadını” uzun zaman görmemişti ve gölgesinden tanıyamıyordu. Ben sigara sarmak için tütün kesemi avuçladım; tütünü kâğıda sererken arkadaşımı izliyordum. Sakallı yüzü buruşmuştu. Biraz öne eğilip bakınca, gözlerinin nemlendiğini gördüm. Ben sigarayı yaktım, arkadaşım ağlamaya başladı. Sessizdim. Gözyaşlarının gerektirdiği gibi davranmaya çalışıyordum. Ağlayacak, ağlayacak, ağlayacak, unutmaya başlayacak, unutmaya başladığı için ağlayacak, unutmaya başladığı için ağlayacak kadar güçsüz bir piç olmaya ağlayacak, sonra tüm bunlara ağlayacak ve ağlayacaktı. Sigaram bitti. Elimi arkadaşımın omzuna atmıştım. Sessizdik. “Ben,” dedi arkadaşım. Sustu. Sessizdi. “Ben,” dedi, birkaç damla gözyaşı yuvarlanıp bacaklarına düştü. “Ben çocukken, hiçbir şeyden mahrum kalmadım. Oyuncakl...