"O KADIN" VE FREUD

 


Arkadaşımla, “o kadının” evinin hemen önündeydik. Işıklar yanıyordu; evde olmalıydı. Evin ışığıyla krem rengi dalgaları görünen perdede birkaç gölge oynaşıyordu. Kimin gölgesiydi bilmiyorduk. Arkadaşım, “o kadını” uzun zaman görmemişti ve gölgesinden tanıyamıyordu.

Ben sigara sarmak için tütün kesemi avuçladım; tütünü kâğıda sererken arkadaşımı izliyordum. Sakallı yüzü buruşmuştu. Biraz öne eğilip bakınca, gözlerinin nemlendiğini gördüm. Ben sigarayı yaktım, arkadaşım ağlamaya başladı.

Sessizdim. Gözyaşlarının gerektirdiği gibi davranmaya çalışıyordum. Ağlayacak, ağlayacak, ağlayacak, unutmaya başlayacak, unutmaya başladığı için ağlayacak, unutmaya başladığı için ağlayacak kadar güçsüz bir piç olmaya ağlayacak, sonra tüm bunlara ağlayacak ve ağlayacaktı.

Sigaram bitti. Elimi arkadaşımın omzuna atmıştım. Sessizdik.

“Ben,” dedi arkadaşım. Sustu. Sessizdi.

“Ben,” dedi, birkaç damla gözyaşı yuvarlanıp bacaklarına düştü. “Ben çocukken, hiçbir şeyden mahrum kalmadım. Oyuncaklarımı benden aldıklarında ağladım ve ağladığım için hemen geri getirdiler.”

Biraz daha sessiz kaldım. Arkadaşım gözlerini silmeye başladı. Ritüel bitmişti. Konuşabilirdim.

“Seni bir şeylerden mahrum bırakmayan ailen, bir kötülük yaptı sana,” dedim.

“Evet amına koyayım,” dedi.

Perdenin ardında belli belirsiz uçuşan gölgeler yoktu artık. Arabaya bindik, sokaktan ayrıldık. “O kadına” bu kadar yaklaşmak yeterliydi.

....


Beyond The Pleasure Principle, 1922.

II.

Çeviren: Furkan Kemer

Tren kazalarından, doğal felaketlerden ya da hayati tehlikenin olduğu durumlardan sonra ortaya çıkan şey, travmatik nevrozlara sebep olur. Bu türden bir hastalığa sebep olan korkunç savaş yeni bitmişken, insanlar da travmatik nevrozların aslında fiziksel yaralanmalarla ilgili olmadığını gördü. Travmatik nevroz, motor semptomlar açısından histeriye benzer; ama genellikle öznel bir acıyla —bu bağlamda hipokondria’ya ya da melankoli’ye benzer— ve ruhsal dinamiklerdeki zayıflama ve kayıplarla histeriden ayrılır.

….

Travmatik nevrozda, belirleyici olan iki özellik vardır: birincisi, daha etkili olan şaşkınlık, korku faktörüdür ikincisiyse, eş zamanlı olarak genellikle travmatik nevrozu engellemeye çalışan bir şey olarak sakatlanma veya yaralanmadır. Korku, dehşet ve endişe, yanlış bir şekilde eşanlamlı ifadeler olarak kullanılır. Ancak bu kavramların tehlikeyle olan ilişkilerinde oldukça net ayrımlar vardır. Kaygı (Angst), beklenen bir tehlikeyi ve dolayısıyla olası tehlikeler için hazırlıklı olmayı ifade eder. Ayrıca bilinmeyen bir durum olsa bile; korku (Furcht), kişinin korktuğu ya da korkacağı belirli bir nesneyi gerektirir. Dehşet (Schreck) ise, kişinin hazırlıklı olmadan bir tehlikeyle karşılaşması durumudur ve şaşkınlık unsuruna vurgu yapar. Bana göre, kaygı travmatik bir nevroz üretecek kapasitede değildir; kaygı kendi içerisinde, bireyi korkuya ve dolayısıyla korku nevrozuna karşı koruyan bir şey barındırır.

….

Travmatik nevrozun ruhsal bir saplantı getirdiğini biliyoruz. Bu hastalığı ortaya çıkaran yaşantı üzerine de histerik vakalardan çok şey öğrendik. “Histerikler, büyük ölçüde hatıralardan ve geçmişten mustariptir” (P.F.L., 3, 58.).

….

Arkadaşım, travmatik bir nevrozda, aşk savaşının yaralarından ve hatıralarından mustaripti. Freud, arkadaşımı görse üzülürdü.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Andrew Marvell, To His Coy Mistress (Nazlı Sevgiliye), 1681. (Çev. Furkan Kemer)

Yakın ve Uzak

Bir İmkan Olarak Sevgi ve Sadakatin Poetikası