Yakın ve Uzak


Barthes, ünlü Eiffel Kulesi adlı metninin hemen başlarında şöyle yazar:

"Hiç sevmediği halde sık sık öğle yemeği yermiş Maupassant, Eiffel Kulesi'nin lokantasında: 'Paris'te onu [Eiffel Kulesi'ni] görmediğim tek yer burası,' dermiş."

İnsanın çok yakın olduğu şeylere körleşmesi tarih boyunca söylenmiştir.

Söz gelimi Odysseus, dönüş yolculuğu sırasında kimliğini gizleyerek misafir olduğu bir evde, bir âşığın Odysseus’u anlatmasını dinler.

Gizli gizli ağlar Odysseus. Kendi hikayesini, bir başkasından dinlemesi destanın önemli bir parçasıdır.

İnsanın bizzat içinde olduğu şeylere, en yakın olduğu şeylere uzak düşüyor olması trajik bir ironidir. Kafka, en uzak insanlar olarak anne ve babayı vurguladığında bu ironiden besleniyordu.

Hegel, Tinin Fenomenolojisi'nde, özbilinç kavramının önemli bir kriteri olarak nesneleşmeyi vurgular. Bilinç, eğer kendisini nesnel bir şey olarak görebilirse, “özbilinç” durumuna “terfi eder.” 

İnsan, kendini karşısına alıp, kendini kendinden bağımsız görmeyi öğrenmelidir.

Kendimize belli bir mesafeden baktığımızda, körleştiğimiz, görünmez kıldığımız birçok şey fark edebiliriz.

Güvenlik kameraları, kendilerini görüntüleyemiyor.

Sokak lambaları, kendilerini aydınlatamıyor.

Gözlerimiz, kendisi hariç hemen her şeyi görüyor.

Belki bizler de, kendimiz hariç herkesi görüyoruz.

İnsan için en zararlı şeylerde biri de, el altında olduğunu sandığımız şeylerdir. Her zaman orada olduğunu düşündüğümüz, bize her zaman verili olarak gördüğümüz şeylere yeterince dikkat etmeyiz. Buna, kişinin kendi içsel yaşamı da dahildir. Kendi kendini analiz etmesi, anlamaya çalışması gerektiğini bilmez. Vitrinde sürekli olarak görülen; sıradanlaşan, önemsiz hale gelen bir vazo gibidir.

Oysa insan, her gün yeniden tanımalı kendini. Her gün yeniden bakmalı. Mesafe alarak; kendini karşısına koyup sohbet etmeli.

***

(Görselde, "Daha net görebilmek için mesafeye ihtiyacımız var mı?" yazıyor.)


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Andrew Marvell, To His Coy Mistress (Nazlı Sevgiliye), 1681. (Çev. Furkan Kemer)

Bir İmkan Olarak Sevgi ve Sadakatin Poetikası