Iser'ın "Yorumun Menzili" Adlı Kitabı Üzerine


W. Iser'ın The Range of Interpretation (Yorumun Menzili) adlı eserinin ilk üç bölümü. (Çeviren: Furkan Kemer)

Önsöz
Bu kitap, yorumun doğal olarak gelen bir şey olduğuna dair yaygın bir görüş olduğundan, yorumu mercek altına almayı hedefler. Bununla birlikte, doğal olarak ortaya çıkmayan şey, yorumun aldığı formlardır; dolayısıyla bu formların incelemeleri bu kitabın öncelikli amacı olacaktır. Bir yorum anatomisi, şu anda türlerinin filizine tanık olduğumuz için daha da önemlidir, böylece yorum, geçmişte olduğu gibi artık hermeneutik ile özdeşleşmiyor. Bunun yerine, hermeneutik temelde anlamaya açılan metinlerle ilgilenen ünlü bir türdür. Ama kültür, entropi ve hatta uyumsuzluk gibi metinsel veya yazınsal olmayan bir şeyi yorumlamak söz konusu olduğunda, yorumlama prosedürleri değişmek zorundadır. Bu değişiklikleri vurgulamak, aşağıdaki bölümlerin temel amacıdır. 


I. Bölüm.
 Giriş ana eğilimleri öne çıkarmak için yorumun piyasasına (marketplace) kısaca bakar ve farklı yorum türlerinin ortak noktalarını, yani bir şeyi başka bir şeye dönüştüren çeviri edimlerini belirler. 

 

 

II. Bölüm.
Kanon Otoritesi, kanon üzerine yapılan yorumun, kutsal metni cemaatin yaşamına tercüme etmeyi amaçladığı Rabbinik gelenekteki yorumlamanın yükselişine odaklanır. Tevrat'ı okumak, metin ile tefsiri arasında bir boşluk açar, bu da metnin otoritesinin kanon ile okunuşu arasında bocalamasına neden olur. Bu iki taraf arasındaki geçişlilik, yorumun kanonik yazarın nasıl okunacağını açıklayarak, kendi otoritesini talep ettiği seküler kanon geleneğinde daha bariz hale gelir. Dr. Johnson’ın Shakespeare sergisi bu noktada bir örnek teşkil edecek. 

 

III. Bölüm
Hermeneutik Daire, modern hermeneutiğin yükselişine ve gelişmesine ayrılmıştır ve yorum geleneğinde gölgede kalanla, yani yorumlanacak olan ile neyin yorumlanacağı arasındaki yorum edimiyle ve yorumlananın neye dönüşeceğiyle birlikte açılan alanın müzakeresini konu eder. Böyle bir alanla başa çıkmak, birbirine bağlamak için bir teknik gerektirir ve bu meydan okumaya, en önde gelen modern hermenutikçi olan Friedrich Daniel Ernst Schleiermacher (1768-1834), “hermeneutik daire” olarak anılan kavramla cevap verir. Ancak Schleiermacher'in aklında dairenin belirli bir uygulaması vardı: bu uygulama, bir yazarı, o yazarın kendisinden daha iyi anlama çabasıydı. Buna ulaşmak için yazarın grameri ve psikolojisi arasında dairesel bir hareket başlatılmalıdır. Dilbilgisel yorumlamanın odak noktası yazar tarafından gerçekleştirildiği şekliyle dil sistemi üzerindeyse, psikolojik yorum dilbilgisi tarafından sağlanan araçların nasıl kullanıldığına dikkat çeker; bu, tercümanın yazarın nasıl düşündüğünü öğrenmesini sağlar. Böyle bir daire, iki kehanet ve karşılaştırma yöntemiyle bağlantılı olmalıdır. İlk önseziyle başlayan kehanet yöntemi, yorumlayıcıya yabancı olanla yüzleşerek yazarın bireyselliğini kavrar; karşılaştırmalı yöntem, daha sonra önseziyi kontrol eder, çünkü yazar, belirli bir türü temsil eder ve o türün diğer bireyleriyle karşılaştırılabilir. Böylece, bir yazarın metni ile anlayışı arasındaki boşluğu kapatmayı amaçlayan bir ağ ortaya çıkar. 

Dairesellik, anlaşılması gereken bir konunun, bir yazar tarafından alıcının anlamasına yönelik üretilen bir metin olmadığında daha karmaşık hal alma eğilimindedir. Yüzyılın en büyük tarihçilerinden biri olan Johann Gustav Droysen’da (1808-1884) bu soru kendini göstermişti; O, artık bir yazar tarafından yazılmış bir metin değil, geçmişin günümüze uzandığı bir karmaşıklıktan anlam ayıklanacak bir tarih anlayışına ulaşmaya çabaladı. Bu durum, yorumlamayı iki yönlü kılar: hem ana konuyu oluşturmak hem de tam olarak neyin oluşturulduğunu anlamak. Bu denli yüksek bir karmaşıklık, dairelerin çoğaltılmasına neden olmuştur. Bunlar sadece geçmişin ayırt edilebilir kalıntıları arasında değil, aynı zamanda tarihin yorumuyla, eylemlerinin aynasında kendini algılamaya niyetlenmiş bir insanlık arasında da ilerler. 

(Çeviren: Furkan Kemer)


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Andrew Marvell, To His Coy Mistress (Nazlı Sevgiliye), 1681. (Çev. Furkan Kemer)

Yakın ve Uzak

Bir İmkan Olarak Sevgi ve Sadakatin Poetikası